Ne Zamandır Ne Yemediğiniz Kimin Umurunda!!!
"Kızlar, bunu yayalım, ancak erkeklere belli etmek yok .Hadi bakalım, madem bu işin çözümü çok zor, en azından eğlenceli şekilde hatırlatalım, belki bir çok erken tehşise sebep olur hayat kurtarırız.."diye başladı herşey...bir saçma farkındalık etkinliği daha!
Saçma diyorum çünkü,aklı başında hiçbir kadın,hiçbir zaman konu göğüs kanseri olduğunda eğlenceli hatırlatma yöntemleri ile kişileri erken teşhis için muayeneye teşvik edeceğini düşünmez.Düşünmez çünkü;bunun ne büyük bir kabus olduğunu bilir!
Sosyal sorumluluk dendiğinde akan suları durduranlar "erkeklere belli etmeyelim" diye mevzunun altını çizerken kullandıkları dille amacın "esasen" kaba tabirle "dibine kadar teşhir"olduğunu da gösterir bizlere.Kimi kadınların bilinçaltında mışıl mışıl uyuyor gibi görünen ancak her an tavşan misali uyanabilen "cinsel dürtüleri" sahiplerine "kesinlikle seksi cağrıştırmayan simgeleri!!!" kullandırmaya yönlendirir.Zaten bu simgeler erkeklerin de hiç ama hiç ilgisini çekmeyeceği için bebeler kadar saf karşı cins, ne olup bittiğini anlamaz...anlamaz çünkü,kadın iççamaşırı onlara uçsuz bucaksız göküyüzünü,bulutlar üstündeki melekleri,çamaşırların rengi ise çiçekleri-böcekleri çağrıştırır!ve iletileri takip eden erkekler kadınların çevreci bir etkinlik içinde olduklarını düşünürler.
Göğüs kanserine dikkati çekmek amacı ile iki yıl önce böylesi bir saçmalık çoğumuzun sinirlerini bozmuşken,bir sonraki "yaratıcı fikrin" sosyal bilinç sahibi kadınları daha da çığırından çıkaracağının farkında bile değildik...
Önceki yıl "ne model ne renk iç çamaşırı giyiniyorsunuz?" sorusunu mumla aratacak yeni bir sual peydah edilmişti pek zarif pek hanımefendilerimiz tarafından... "kapıdan girdiğinizde çantanızı nereye bırakırsınız,çantanız nerede durur?"
Masanın,çamaşır veya fotokopi makinasının üzerinde,halının altında,mutfak tezgahında,dolapta,koltukta,arabada,büroda, vs. diye uzayıp giden cevaplarla aslında mazbut olması gerektiği,cinsel imalı konuşmaların bir kadına yakışmadığı konusunda büyüklerinden sürekli öğüt alan hemcinslerimiz,medyanın büyük desteği ile "umutsuz ev hanımları" psikolojisinden sıyrılıp "havası buram buram seks kokan şehir kadınları" kimliğine bürünmüş olmanın zafer sarhoşluğu ile mevcut veyahut müstakbel partnerlerine "çılgın,utanmaz ve fantezi sever" taraflarını göstermek gibi bir niyetten tamamen uzak bir tavırla erkeklere masumane şeyler düşündürmüşlerdi. Ne de olsa bir kadın için "çanta muhabbetti" son derece kutsaldı.Pahalı marka çantaların nereye koyuluyor,bırakılıyor olduğu pek önemliydi.
Bu yılın "ne zamandır ne yemiyoruz?"saçmalığı da geçen senelerin üzerine tuz biber ekince, sevgili kardeşlerime,akranlarıma,büyüklerime iki satır söz etmeden geçip gitmek istemedim.Neden mi?
Çünkü...meme kanseri hafife alınacak,eğlenceyle bahsi edilecek bir hastalık değildir.Kafasını vücudu,çekiciliği,seksapeli ile bozmuş kadınlar için elbette ki; kanser tedavisi sonrası ameliyatla alınan göğüsleri dünyanın sonu olacaktır.Annelerin "aslan oğlum benim...prenseslere,dünya güzellerine layık oğlum benim..." diye gaza getirdikleri erkek evlatları "kapitalist düzenin standartları göz önünde bulundurulduğunda hiçbir şeklide yakışıklı sayılmazken,hatta fodullar sınıfına girerken yine de kendilerinden gayet emin bir tavırla "tanrıçalara" dahi burun kıvırabilecek derecede müşkülpesent olmaya devam edecekler,en mükemmelini isteyecekler ve kadınları bu anlamda delirteceklerdir.Bu durumu kendine dert ve kompleks edinen dişiler için elbette ki,silikon protezler yitirdikleri güveni yerine getirecektir.Hatta,kimi erkekler "bak bunlar gerçek" sözü üzerine partnerlerinin doğuştan muhteşem göğüslere sahip olduğu fikriyle sarhoş olacaklar, kandırılacaklardır!Ne de olsa ancak kusursuz bir kadınla kusursuz seks deneyimi yaşanabilir!!!
Meme kanseri işte bu yüzden kimi kadınlar için son derece korkunçtur...ama öyle kadınlar vardır ki...onlar bu hastalığın lafı geçtiğinde bile soğuk terler dökerler.Ya henüz anne olmamış,olamamışlardır, ya da emzirmeleri gereken bebekleri vardır.
Kadını son derece kutsal ve olağanüstü kılan doğurganlık vasfına ek olarak,ona yavrusunu kendi sütü ile besleme güzelliği de bahşedilmiştir.Kanserle birlikte alınan sadece göğüsler değil aynı zamanda süt kanalları olduğu için,anneler,anne adayları çok ama çok başka şeyleri dert ederler kendilerine! zira yetişkin bir erkeği silikon balonlarla kandırmak mümkündür,ancak bu karnı aç bir bebek söz konusuyken hiç de kolay olmayacaktır!Emzirme eylemi sadece fizyolojik boyutu ile ele alınmamalıdır.Bebeğin ruhsal ve psikolojik gelişimi açısından da son derece önemli olan bu ritüel kadını dişi olmaktan çıkarır...Ona annelik sıfatını kazandırır.
Boşuna denmemiş;her kadın anne olabilir ama her kadın annelik yapamaz!
Sağlıklı günler dileğiyle!

Ailesinde birden fazla meme kanseri olan ve yine bu lanet hastaliga yakalanma riski ile her sene buyuk korkular ve acilarla kontrollerini ihmal etmeyen/edemeyen birisi olarak; elbette ki herkesin bu konuda bilinclenmesini isterim ancak bu isin oyun sinifina sokularak bir komiklik unsuru olarak ele alinmasindan duydugun rahatsizligin duyarliginda olabilirse bu bilinclenme, ben de varim. Diger turlu, bu gunlerde karsimiza cikan orenkte oldugu gibi, yapilan is amacindan tamamen saparak bambaska konumlara cekliyor ve nedense bundan rahatsiz olabilecek, bu sorun yuzunden cani yanmis, sevdigini kaybetmis ya hadi diyelim ucundan kiyisindan etkilenmis kisilerin varliklari tamamen yoksayilmis oluyor. Bilinclenmenin de bilinclisi oldugunu untmamak gerek sanirim.
YanıtlaSil